Skip to content Skip to footer

11 Mart 2011 yılında Japonya’da meydana gelen Fukuşima Nükleer Santralı’ndaki kaza, aradan geçen 11 yıla rağmen doğa ve insanların yaşamını etkilemeye devam ediyor. Fukuşima nükleer kazası, Çernobil’den sonra bir daha böylesine büyük bir felaketle karşılaşılmayacağını iddia edenleri haksız çıkardı. ABD ve Sovyetler Birliği’nden sonra dünyanın bir başka teknoloji lideri, güvenlik konusunda örnek gösterilen ülkesi Japonya’da büyük ölçekli bir nükleer kaza meydana geldi. 

43 bin kişi hâlâ evinden uzak

Kazanın ardından yakın bölgede yaşayan ve radyoaktif kirliliğe maruz kalan binlerce kişi Japonya’daki başka bölgelere göç etmek zorunda kaldı. Fukuşima Eyaleti’nin verilerine göre bu sayı 2012 yılında 164 bin kişiye ulaşmıştı. Eyalet verileri 2018 sonunda bile evinden uzakta yaşamak zorunda olanların sayısının 43 bin civarında olduğunu belirtiyor. Birçok aile parçalandı, insanlar işlerini kaybetti. Radyasyon sızıntısının okyanusa doğru esen rüzgarlarla Japonya’nın daha büyük bir alanını etkilememesi büyük bir şanstı.

Tonlarca radyoaktif çöp

Fukuşima’da 11 yıldır süren temizlik çalışmaları, binaların yüzeylerinden, toprağın üst tabakasına kadar, radyoaktiviteye bulaşmış her noktayı kazıyıp, büyük plastik torbalara koyarak eyalet içindeki radyoaktif çöp dağları oluşturdu. Fukuşima’da bu atıkların depolandığı 721 adet geçici depo olduğu belirtiliyor. Bu 721 deponun en büyük 12 tanesinin her birinde 21 bin metreküplük atıklar var. En küçük depo ise 1500 metreküp radyoaktif çöple dolu[1]. Bu alanların radyoaktivite azalana kadar canlılardan uzak tutulması gerek. Hayal etmesi bile zor.

Radyoaktif sular okyanusa bırakılacak

Fukuşima kazasında santraldaki 6 reaktörden üçünde reaktörlerin kalbindeki yakıtta erime meydana geldi. Hidrojen kaynaklı patlamalarında yaşandığı kaza sonucunda okyanusa ve havaya radyasyon sızıntısı başladı. Reaktörlerin soğutma işlemi için sürekli su kullanılması devam ediyor. Günde 150 metreküp su kullanılıyor ve arıtmaya rağmen radyoaktif maddeler içeren (trityum, stronsiyum-90 gibi) bu su Fukuşima Santralı’ndaki depolarda biriktiriliyor ve yer darlığı nedeniyle kontrollü bir şekilde Pasifik Okyanusu’na bırakılması planlanıyor. Balıkçılardan sivil toplum örgütlerine kadar birçok kişi ve kurum, 1,25 milyon tonu geçen radyoaktif suyun okyanusa boşaltılmasına karşı çıkıyor.

Kazanın ekonomik maliyeti 600 milyar dolar

Fukuşima kazasının ardından 11 yıl geçse de, çekirdek erimesi yaşanan üç reaktörün içindeki erimiş yakıtların ne kadar sürede bulundukları yerlerden çıkarılıp daha korumalı bir yere alınacağına dair net tarihler yok. Fukuşima Nükleer Santralı’nı işleten TEPCO firmasına karşı açılan tazminat davalarının nasıl sonuçlanacağını kestirmek zor olsa da kazanın ekonomik maliyeti konusunda hesaplamalar var. 2016 yılında Japonya hükümeti 188 milyar dolarlık bir faturadan[2] bahsederken, Japonya Ekonomik Araştırmalar Merkezi 40 yıllık bir sürede bu rakamın 602 milyar doları (bugünkü kurdan) bulabileceğini tahmin ediyor[3].

Elektrik üretmek için nükleer gibi riskli ve pahalı bir yolu tercih etmemiz için hiçbir nedenimiz yok. Türkiye’de güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından yeterince ve çok daha ucuza (nükleerden en az 4 kat ucuz) elektrik üretebilir veya enerjiyi verimli kullanarak Akkuyu’da üretilecek miktarda elektriği tasarruf edebiliriz. Nükleer atıkları olmayan, güvenli ve temiz bir ülkede yaşayabiliriz.


[1] https://www.asahi.com/ajw/articles/13225077

[2] https://www.reuters.com/article/us-tepco-fukushima-costs-idUSKBN13Y047

[3] https://www.jcer.or.jp/english/accident-cleanup-costs-rising-to-35-80-trillion-yen-in-40-years

© Ekosfer 2022