Çernobil: 40 yıl geçti, felaket sürüyor

26 Nisan 1986’da dünya, en büyük nükleer felaketlerden birine tanıklık ettik. Üzerinden 40 yıl geçti ama Çernobil’in yarattığı sorunlar bitmedi.

Santralın 4 numaralı reaktöründe meydana gelen çekirdek erimesi sonucu başlayan radyasyon sızınıtısı hâlâ sürüyor. Reaktörü saran lahit benzeri yapı, Ukrayna-Rusya savaşında hasar aldı.

Santralı merkez alan yarıçapı 30 km’yi bulan alana uzun süreli girişler yasak ve izinle yapılıyor.

Göç etmek zorunda kalan 400 bine yakın insan evlerine dönemedi.

Temizlik çalışmalarında görev alan, çoğu asker 800 bine varan tasfiyecilerden 25 bininin öldüğü, 165 bininin sakat kaldığı belirtiyor. 

Nobel ödülü almış, Uluslararası Nükleer Savaşa Karşı Doktorlar Birliği (IPPNW) 2006 yılında yayımladıkları raporda 10 bin kişinin tiroit kanseri olduğunu ve 50 bin vakanın daha görüleceğini belirtiyordu. IPPNW’ya göre Çernobil, Avrupa’da 10 bin sakat doğuma ve 5 bin ölü doğuma neden oldu.

Türkiye de bu felaketten payını aldı. Mayıs 1986’da Trakya’dan başlayıp Karadeniz’i, ardından tüm ülkeyi etkisi altına alan radyoaktif bulutlar yıllarca çay tarlalarımızda, topraklarımızda, bedenlerimizde kaldı. Dönemin yetkilileri ise gerçeği halktan gizlemeyi tercih etti, çünkü nükleer enerjinin gerçek yüzünün görülmesini istemediler.

Kazadan 20 yıl sonra, Türkiye Tabipler Birliği, Hopa’da yaptığı araştırma sonucu ilçede son 3 yılda meydana gelen ölümlerin yüzde 47,9’unun nedeninin kanser olduğunun belirlendi.

Elektrik üretmek için nükleere mecbur değiliz. Güneş ve rüzgâr gibi daha ucuz, daha temiz, daha güvenli seçenekler mevcut. Türkiye’nin enerji verimliliği ve tasarruf potansiyelini kullanmak ise en az iki büyük nükleer santral kadar elektrik demek.

Türkiye’de ve dünyanın her yerinde tüm nükleer santral projelerinin durdurulması çağrımızı Çernobil’in 40. yılında bir kez daha tekrarlıyoruz. Nükleere inat, yaşasın hayat!

Ekosfer Logo

Söğütlüçeşme Cad. No: 186/12 Kadıköy İstanbul
iletisim@ekosfer.org